Göğün Zirveleri & Koç Dolunayı 4

 

Bir kuşun bile yokluğunu hissederken gökyüzü ben; koskoca bir gökyüzünün farkına yüzün, hüznüm olduğunda vardım.

Kadir zorlu

Hassas yürekler taşıyoruz. Taşıdığımız bu hassa yüreklere ağır darbeler alıyoruz zorlu gezegen transitleri ve yine olumsuz DASA evreleri bizleri hiç hak etmediğimiz insanlar ve hak etmediğimiz davranışlarla buluşturuyor. Kalplerimiz camdan ve kırılan, canım dediğimiz ve candan dostlar arayışımızın sebebi bu yüzdendir. Dolunaya pek bir özendim keza her Dolunay evresi böyleyim bu benim sizlere olan sevgimdir. Bu siteyi okuyan tüm güzel insanlara ve bu sebeple beni takip edecek iyi niyetli herkese sizler için yazdığım vedahi bundan sonra yazacağım sayısız makaleler arasında bu makalemizde mevzu bahis konumuz ise SEVGİ! Bu kâinat zira sevgi üzerine kurulmuştur. Bu güne kadar Facebook hesabımda, bana ait olan bu özel platformda, yaptığım tüm paylaşımlarımda fotoğraflarda, şiirlerde, yazdıklarımda, Mevlana sözlerinde, bazen sitem içerikli serzenişlerimde, müziklerde, SEVGİ kelimesinin altını çizmek istedim.

Üzülme!

Yüzün yerde geziyorsan, ellerin boynuna sarılı ise, içini ısıtacak haberlerin mürekkebi damlıyor olmalı gökyüzünden ömrünün defterine. Kar yağıyorsa güvendiğin dağlara, yarının ovalarında rengârenk çiçeklerin olacak demektir. Hırçın fırtınalar sarsıyorsa sevinçlerinin zirvesini, rüzgârlar dövüyorsa umudunun yamaçlarını, bir yüce dağsın sen demek ki, az bekle, eteğinden serin pınarlar akmaya başlayacak…..

Mevlana

Birbirini eleştirmede, DURUP DURURKEN birine sataşmada, saldırmada, savaş başlatmada sınır tanımayan Astrology camiası yine birbirine laf sokma eyleminde başı çeken kadim Astrologlar ve tüm bu açılımı destekleyen tüm paylaşım yazılarına inat! Gökyüzünden gelen enerjilerle şekillenen hayatlara sahibiz. Herkesin aynı anda mutlu mesut olmasını beklemek doğru değil bunun da farkındayım. Bunca zaman yazdıklarımı bir çoğunuz büyük beğeniyle okudu, yine bir çok kişi eleştirdi, dalga geçti, konu yapıp hakkında yazı yazdı. Benim ise anlatmak istediğim içimizde varlığına hala inandığımız SEVGİ kelimesinin değeriydi. Bu saatten sonra da beni sadece okuyucunun takdiri, beğenisi alakadar etmektedir. ”Sevgi” kelimesi sizler için ne kadar değerli? Astrology ile ilgilenmeye başladığım ilk yıllarda bende sizler gibiydim, bir çoğunuz gibi oradan buradan bulduğum tüm bilgiyi okumakla geçti uzun yıllar ve hepsi birikti. Vedic ile tanıştıktan sonra özellikle Ketu Dasa evresinin başlaması ve 2010-2015 yılları arası bir şeyler oldu, size tarif edemediğim türden, böyle bir kabulleniş, başkaldırı yada saldırı değil, nacizane kendimce tüm yaşadıklarımı içsel hesaba vurdum ve elimde kalan en büyük değerin SEVGİ olduğunu anladım.

Hoş görü ve sevgi bu iki kelime ne kadar büyülü….İnsanın ruhunu iyileştirmesinde ve içinde biriktirdiği öfke, kızgınlık gibi duygulara karşı bir silah hatta öyle güçlü ki yaşadığınız gezegen Dasa süreçleri ile şekillenip şahsınıza yapılan haksızlıkları dahi unutturabilir türden. Samimiyetle, kalpten telafuz edilecek ”seni seviyorum” kelimesi, karşımızda ki kişiye davranışlarımızla ifade ettiğimiz, tavırlarımız, bakışımız, hissedeceğimiz değer, hissettirdiklerimiz, geçmişin kötü anılarını silmeye yeter. Yalnız karıştırmayalım ben AŞK demiyorum ısrarla SEVGİ diyorum ve GÜVEN diyorum. Sonrasında ise bu değeri tamamlayan SAYGI diyorum.

Yaşamın kıyılarında dolaştığımız zorlu zamanlar var ve dediğim gibi bizlere biçilen kaderler. Her birey horoskobunun yerleşimi kadar sevgi, hoş görü, iyi niyet ve sadâkat taşır yüreğinde ve çevresine taşıdıklarının rengini yansıtır. Zarar görmüş bir Venüs kadın yada erkek fark ettirmez yaşamı mutsuz kılmaya yeterlidir. Yine sözünü etmeden geçemeyeceğim Ekliptik Düzlem Ay Düğümlerinin bazı yerleşimleri temsil ettikleri ev konularında mutsuzluğa davetiye niteliğindedir. Tüm bunlara rağmen ”SEVGİ” vücudumuzun en büyük ihtiyacı, sevgilimizden, annemizden, babamızdan, eşimizden, evimizde beslediğimiz her türlü canlıdan, çocuğumuzdan, arkadaşlarımızdan, dost bildiklerimizden aldığımız ve bizi motive eden enerji biçimi, onsuz hayat susuz çöl gibi. Ya ”Sevgisizlik” ne büyük çıkmazlara sokar ruhumuzu. 🙁

Vedic Astrology de kozmosun sırları barınıyor mesela; 7.ev ortaklı ilişkilerimiz, evliliğimiz, açık düşmanlarımızı gösteren alandır. Burada yerleşen doğal zararlı gezegenler eşimizle sürekli sorun yaşamamıza sebeptir. Eşin sinirli, agresif, kıskanç, sevgisiz, ilgisiz yada bunların tam tersi karaktere sahip oluşu buradan irdelenir. Evladımız ile ilgili alan 5.evdir. Bir anne yada baba çocuğunu koşulsuz sever sevmesine de 5.eve bir doğal zararlı görünümü ne kadar sevgi olursa olsun araya mesafe koymaya yeterlidir. Çocuk ileride hiç sevilmediğini düşünerek bu sevgiyi dışarıda arama meğili gösterecektir. Biliyor musunuz bunca zamandır incelediğim tüm haritalarda çocukların kaderlerinin ailenin yazgısıyla şekillendiğini yada ailenin yaşamını değiştirdiğini gördüm. Bunun adına ”Aile karması” diyoruz. Yine Rasi haritalarında ki bazı özel yerleşimler insanların sevgisini kazanmak için aşırı fedakar bireyleri temsil ediyor. Bazılarıda öyle sevgisiz tipler ki biraz amiane olacak ”no frost” kadar nötr yaydıkları enerji. Sürekli bir öfke hali, aşırı güvensizlik, sürekli eleştiri vs. Yinede yüreğinde koşulsuz ”Sevgi” taşıyan bireyler tüm canlılara verdikleri ile yetinen tipler olmalı aldıklarıyla değil! Onlarıda hoş görüyoruz. İnanın bana sonsuz mutluluk olmadığı gibi sonsuz bir SEVGİ de yok maalesef! Hayat öyle zorluyor ve bizler öyle lüzumsuz konularla meşgulüz ki eksiklerimizi kontrol etmeden tamamlanmadan başka başka hayatlarda ihtiyaç arama derdindeyiz.

Vedic Jyotish yani ”Tanrı’nın Işığı” koşulsuz bir ”Sevgi ve hoş görü” felsefesine dayanıyor. Bu yüzden her şeyi Yaratanın yarattığından ötürü seviyoruz. Keşke herkes karşılık beklemeden yakınındakilere sevgisini sunsa belki de hayat daha keyifli hale gelir. Vediğin Sufizmle örtüşen yönlerini ruhuma çok yakın buluyorum. İnanın bana hiç bu kadar BALIK olduğumu bilmezdim. Bazı AY konumları için şimdi eleme zamanı biriktirdiklerinizi, size ait olanları, neleri feda etmediniz, sizler için bu bir nefis sınavı ve artık uzun yürüyüşlerde anılarınızı savurma vakti……AKREP-BOĞA-ASLAN-KOVA-KOÇ.

Muammalara gebe evren sizlere göre gökyüzü ya sevgi sunuyor ya isyan. Kâh yapılanıyoruz her düşüşte, kâh kabulleniyoruz her ölüşte. Deli deli hasretler kimimizin gönlünde rotamız hiç belli değil…! Gönlümüzün duvarlarına dertlerden bir sıvama çektik. Yakamoz ile denizlerimizde ki Balıklar buluştuğunda kaybettiğimiz tüm duygular salık veriyor yeniden, o zamanlar benim çok önem verdiğim DOLUNAY evreleri. Astrologlara göre ise ufuk çok net. ”Yeryüzünün bütün kaya parçalarına en olunmaz dertleri işlesem de ben, yinede senden vazgeçemem.” diyecek bazılarımız 2.5 yılın ardından yada ”Kaya olan benim, dertler deniz tuzuyla işlendi üzerime”. Bu transitler eşliğinde dilerseniz şayet, öfkenizi tetikleyen bütün oluşumları kabullenip kendinize evrende yeni kapılarda açabilirsiniz bunun için yapmamanız gereken en büyük ip ucu direnmeyi sonlandırmanız yönünde olacaktır. Diyeceksiniz ki ‘’Fırtınalar ne zaman pembe figürler çizer’’ haklısınız bende sizlere pembe bir masal anlatmıyorum ki gökyüzüne ellerinizi siper etmeden bakın görün bakın o zaman kara bulutlar nasıl dağılacak.

Ay ve Lagna konumu Koç-Akrep-Boğa-Kova ve Aslan olanlara yeryüzünün bütün anlamsız tınıları ve serüvensiz aşk hikayeleri bir ağ örecek. 2.5 yıllık zaman diliminde her sarsıntıdan sonra yaşanan, yaşanması muhtemel olan ve hafızalarda deprem etkisi bırakacak türden üstelik. İnsan ilişkilerinde kurulan diyaloglar da ne kadar doğru kelimeler seçerseniz seçin, en önemlisinin sözcükler değil, onların gerisindeki duygular olduğunu unuttuğumuz anda kaybediyoruz hemde her şeyi…Neden önem vermezler ki insanlar duygu denen inisinasyonlara. Belki de AY konumundan dolayı kadınların, şefkat, anlayış, naz, niyaz, eda, saygı, bağlılık, sadâkat, ilgi, haklı görülme, güvence, kibar davranışlar…..Erkeklerin ise güven, kabul görme arzusu, takdir edilme duygusu, beğenilme, onaylanma ve teşvik edilme dürtülerini okşayalım Can’lar. Özlemlerimizin tetiklendiği, acılarımızın depreştiği anlarda yüzümüzü bir garip gülümseme alır. Bir iç çekiş belki de bir vazgeçiş. Bu işin sonunda öğreneceksiniz EyvAllah demeyi…..! Bütün yaşanmamışlıkların, bütün aldanmışlıkların gölgeli oyunudur transitler ve gezegen retroları. 2016 yılının bir retroları var ki akıllara ziyan. Yeni bir sevdayı nasip eyleyecek ömrünüze Jüpiter, Ay ve Lagna Koç-Aslan-Yay bireyleri. Kova burcuna yerleşecek Ketu ve Aslan burcunda coşkusuna eşlik edecek Rahu sayesinde gönüllerimiz mest olacak. Karmik eşlerinizle karşılaşma şansınız oldukça yüksek. Bir çok Sadesati evresi evlilikle neticelenir yine en fırtınalı ayrılıklar bu zamanlarda varlığını hissettirir. Ve bu işin sonunda dersiniz ki ‘’hasretinin acı duraklarında artık benim sana ne koşacak bir sevdam var şimdi, ne de sensiz yaşayacak bir gezegenim’’. Oysa ki, hayat sevgilinin gülüşleriyle ahenk bulur. Tıpkı Gökkuşağı gibi

Gökyüzü ne diyor acaba? Hep üzüntü, hep hüsran, hep ayrılık mı?

Ay ve Lagna yerleşimlerinize göre 2.6.8.12.ev eksenlerinde oluşan Ay fazları yaşanılan Dasa evreleriyle birlikte farkındalığımızı üzüntü ile harmanlayarak yaşatır. İlişkiler ekseninde ise 1.5.7. evler coşkuludur. Çalışalım, kazanalım, kazandıklarımız ise düşmanca geriye dönmesin mantığıyla her zaman iyi düşünsek de deneyimlerim neticesinde bu fazlar da hep hüsran ve üzüntü yaşamışımdır. Emeğin hakkını kul verir, Yaratan görür. Yanımızda çalışanlar, sağlığımız, iç dünyamız, maneviyatımız, gizli düşmanlarımız, gizliden gizliye izlediğimiz, çizdiğimiz, zihninizin derinlerine gömdüğünüz sırlar, ölüm, vasiyetnameler ve miraslar, sigorta kazançları, ortak paralar, ortaktan (nafaka dahil) gelecek paralar, kazalar, uzun süren hastalıklar, kronik rahatsızlıklar, itibar kaybı, talihsizlikler, cinsellik adına kazanılan deneyimler, aile mutluluğu, sahip olduğumuz bilgimiz, konuşma yeteneğimiz, ekstra çıkan masraflar, hastane ortamları, aniden nükseden sağlık sorunları, gizli düşmanlarımız ve benzeri tüm konular çarpışan oto gibidir bu evlerde.

İnsan bazen derin bir iç çekişle beklemek istiyor, yaşanmışlığı rafa kaldırmak, geçmişe ise ufak bir çizik atmak, tüm soğukluğunu yaşamın, soğuk bir geceye terk etmek ve hiç açılmamış yeni bir kapı bulmak. 2.6.8.12.ev eksenleri şekli bozuk tüm konuları tetikler.”Acıyı tamir edebilir miyiz” diye bir düşünceyi fondan çaldırabilir. Evrenin bizden çaldığı, bizim ise hangi makamdan dem vuracağımızın belli olmadığı süreçlerde ilerliyoruz. ”Dikenler” biz sebep olmadıkça batamaz desek de sebepli sebepsiz hak sahibi sanıyor kendini bu dikenler..Ne renktir göz yaşı biliyor musunuz? Öğreneceksiniz bu Dolunay da. 2015 yılını bitirirken çoğalıyor içimizde ki fısıltılar en azından ben öyle hissediyorum. Ruhumuzda eksik kalan anlar, dudaklarımızda özlemler, tenimizde hezeyanlar, sevişmeye davetiye gönderen sonbahar rüzgarları, yüreklerde yanılgılar, akıp giden bir zaman, ihanetler, göğün göğsünden yeryüzüne inen umut nafası, yalanlar ve çirkefliklerle verilen mücadeleler, aksımızın iletileri, bizleri doyumsuz yaratıklara döndürdü. Ciddi yalnızlıklara demir attık, kâinat; riyanın ve rücunun sınavını veriyor peki ya siz Sevgili okurlarım sizler verebildiniz mi hakkıyla bu sınavı? Tabularımızı yıkmaya, gönüllerde ki aldanışlara mühür vurmaya geliyor 2016. İsyan yok! İstisna yok! Kâide yok! Torpil hiç yok!. Ben, sen o, öteki, daha beri ki sanıyor musunuz Astrology bile Astrologlar bu enerjilerden kurtarabiliyor kendisini.

Gökyüzünde Hava, Su, Toprak ve Ateş eksenlerinde oluşan Ay fazlarının hepsinin özel anlamları vardır. Önümüzde ki 5 gün süresince heyecanlı olan tüm konulara ilgimiz artacak. Güvenliği önemsemeden zira duygusal yönden tutarlı olmayı öğrenmek biraz zor olabilir. Zordur duygular ve arzuların savaşı, bu zıtlaşmayı düzenlemediğimiz sürece sevgi ve sevgisizlik ile alakalı sorunları çokça yaşayacağız demektir. Duygusal açıdan çabuk öfkelenecek bir ruh hali hakimken Mars sayesinde kazalara da meyilli bir gökyüzü var elimizde. Sağlık adına depresif davranışlar kadar mide, bağırsak sorunlarının da altını çizelim. Yanlışlara dur demeyi öğrendik nasıl olsa. Gelen her ne ise bereketi ve bolluğu, huzuru, sevgiyi, sadakati, Aşkı, özlemi, SAĞLIĞI ve parayı beraberinde getirsin. Öfke gökyüzüne uysallık insanlara daha çok yakışıyor emin olun!….

Ekliptik Düzlem Ketu ve Rahu için düşüncelerim ve bu gölgeli noktaların transitlerinde hissedilenler, yaşanılan kayıplar Satürn derslerine benzemez Arkadaşlar. ”Zemheride; hayalini yorgan yapıp örtüyorum özlemlerimin üzerine. Uykusuzluk sürdüm her gece göz kapaklarıma……Med cezirli bir süreç mutluluk; bir varsın bir yoksun.’’ Ay ve Lagna; Balık, Başak, Yay ve İkizler için düğümlerin son sınavı 2016 yılının Ocak ayında bitecek. Ne güzel bir cümle şu “görüşmek üzere”, hem bir ayrılığı ima ediyor, hem de tekrar buluşma arzusunu….Ne tümüyle iyimser ne de tümüyle kötümser….İkisini de içinde barındıran bir ifade…..Ne “kendine iyi bak” gibi umutsuz, Nede “hoşçakal” gibi yalan…..Ve ne güzel bir kelime HOŞ GELDİN! Doğduğumuzda kaderimizi apaçık görebilseydik ne olurdu diye merak ederim bazen? Dünya rehberimiz olmadan önce, içsel benliğimizin tarif ettiği yol üzerinde yürüseydik ne olurdu acaba? Nizam-ı düzeni anlamaya çalışmak yada anlamak yada yorumlamaya çalışmak inanın insanın beynini yorduğu kadar da çalıştırıyor……

Şu Düğümlere dokunmuşken size bir sır vereyim; Güney Ay Düğümü; Yengeç Burcunda olan bir birey kadın yada erkek özellikle ilişkilerin de asla HOŞÇAKAL kelimesini kullanamaz biliyor musunuz? Duygusal olarak derin bağlarla bağlanır karşısındakine. Güney Ay Düğümünün bulunduğu ev ölüm anına gelinildiğinde dahi asla olgunlaşılmadığını gösteren tek noktadır. Düğümler bazı burçlarda çok güçlü çalışmakta yine bazı burçlarda tutkulu davranışlara meyil vermektedir. ”Ve gece bir deniz kızı gibiydi. Şarkılarla başladı yıldız yıldız; köpük köpük. Kâh bir çöl rüzgarı gibi yakıcı, kâh bir çöl gecesi kadar serin. Hangi beste sözün musikisiyle, sözün füsunuyla boy ölçüşebilir ki şimdiler de acının ve kayıpların yaşandığı bu zamanları bana kim izahat edebilir ki” işte böyledir Ay Düğümlerinin sebep olduğu olayların yaşattığı hissiyat. Ve ülkemde bu sınavı ziyadesiyle verdi.

Vediğe göre ruhun bekası, hayatın anlamı, kader ve insan ilişkisi, kul ile Rabbin ilişkisi konularını sorgularken sezgisel davranış metotlarımız ile bizlere klavuzluk ederler düğümler. Vediğe göre ruhun bekası yani iyi yada kötü olarak değerlendirilmesi AY DÜĞÜMLERİN den analiz edilir. Güney Düğümü Ketunun bulunduğu nokta asla kolay disipline edilemez eğer köşe evlere denk gelirse yaşamdan kolay kolay tat alınmaz kayıplar insanoğlunun yakasını bırakmaz. Yüreklerimizin sınavı başlıyor Dostlar! Her şey inanmayla başlar güvenle tamamlanır ihtimallerle sonlanır. Düğümler eksen değiştirdiklerinde Jüpiter ile harmanlanacaklar. Her ne yaşayacaksanız biliniz ki KADER! ve KARMİK! etki barındıracaktır. Bu durum en fazla ateş grupları Koç-Yay-Aslan kadar Terazi-İkizler ve Kova eksenlerinide kapsıyor.

İnsan olmanın o eksikliğini, güzelliğini sezebilmek ve tamamlanmak, bir canlının varlığına duyulan sevgi ile başlayan yaşam. Aynı anda görebilmek tüm güzellikleri ve doğanın, yaşamın bir parçası olduğumuzu anlamak. İbadetimiz SEVGİ olsun. Kısacası bu platformda boy göstermeye devam ettiğim sürece okuyucum benim herşeyim ve bu kalem sizlere hizmet edecek. Kalemimden dökülenler benim ruhumun rengini yansıtır. Neşeniz daim olsun 😀 müptelam olunuz emi!!

Hürmetler

AYŞEN TOK