Vakti Gelmeden Kuş Bile Uçmaz derler…Terazi&Koç Ekseni

“ Bilgelik Yol’unun kapısı yok

Hep ona varır bin bir patika

Aşıverdin mi geçitsiz geçidi

Özgürce yürürsen sonsuzun yolunda.

Görürsün! Yer’le gök kapısının birleştiğini.

Tüm yollar insanın BilgelikYol’una,

Aşk yoluna ulaşsın.

Uyansın da, farkındalığını arttırsın diye; Açılır bir bir ardı ardına…”

Şiirlerimiz kalbimizin kitabesi gibi 🙂 ”2018 yılında delirmediğimize göre 2019 yılı için bir umudumuz var demektir.” diyebilmeyi isterdim. Mamafih geçmişi affetmek, geleceğin önünü açmıyor, hatalarınızdan ders almadıysanız üzülmeye, gözyaşı dökmeye, yeniden lades demeye mahkumsunuz demektir. Uzaklar diye bir yer var hepimizin hem zihninde hem kalbinde. Öfke sınırlarını taşmadan ateş almaz insanın içinde ki deli duygular. Kışın ayazı kalbe de vurur. Sevgiyi üşütür. Ardından gelen bahara aldanır yine ruh. Bazı ruhlar tekamülleri gereği entrikaya yatkındır. Bazıları ise dürüstlük abidesi. İnsanlar var bu şehir de her sabah Derin’i okula götürürken gözlemlediğim ve her akşam almaya giderken selam verdiğim. Köşe de ki Muhammed ve simitçi bunlardan bazıları. Ekmek arayanlar var konteynerlar da. Zenginlerin atığında rızık çıkartmaya çalışanlar. Dil de hep aynı türkü.

Bazı doğum yıllarından bahsediyorum sizlere zaman zaman. “Dilinin ucunda ne varsa insanın ben ona liyakat ettim. Ettim de pişmanlığım arşa ulaştı”. O doğum yıllarını dikkatlice okuyun! Hiç bir mutsuzluk bâki değildir insan ömründe. Hiç bir mutluluğun kalıcı olmadığı gibi. Bugün düşündüm esasında siz de düşünün; Bir tutam gözyaşı esasında hayat. Satürn ateş çemberine dolayacak kırbacını. Yangın üşütür mü? Öyle bir üşütür ki dışarısı cehennem ateşi olsa da kalbiniz buz olduğunda, kıymetsiz birlikteliklerin biletini kesti gökyüzü! İç sızıları artacak bazılarımızın. Bazılarının ise neşesi bol olsun. Tutku dolu bir aşktan vazgeçti bazılarımız. Soylu bir yüzleşme, bir veda bile edemeden. İnsan öyle zamanlar da anlıyor sevdiğinde ki değerini ve ederini…

Ayrılıkla dans ettiniz mi siz hiç? Kendi duygularınızı inkar etmeye çalışırken uzakları özlediniz mi? Masal gibi başlayan bir hikayeyi heba ettiniz mi gururunuz adına? Sevginizi para ile ölçütler mi sizin?

19 Nisan 2019 retro Jüpiter eşliğinde Terazi dolunayı.

5 Mayıs 2019 retro Jüpiter’e ilaveten bir de Satürn dönmüş geriye, Koç burcunda yeniay fazı…

Halen aneratik derece ile Yay burcunda ki kısa süreli ziyareti var elimizde Jüpiter’in ve Yay burcunda güçlü bir stelyum; Satürn, Ketu, Pluton ve Jüpiter kombinasyonu. Pluton gizli yapılanmaları ve suikastleri organize eder. Dip nottur ki bu enerji tüm ulusların üst düzey yöneticileri için son derece önemlidir. Bu etki altında doğan bebeklerin özellikle Mart ve Nisan içerisinde aman Allah’ım o ne güzel yazgıdır, o ne muazzam şans ve bilgeliktir. Evlatlarınız bir kuşağı temsilen dünyaya gelirken kendi güçlerinin farkına varmalarına lütfen yardım ediniz tüm anne ve babalar…

Bazı seçimler kader kadar acımasız ve dahi tesadüftür. Sonuç mu? Kader dedik ya işte! Geçmişte yaptığım tüm öngörüler ve yazdığım makaleler benim yeteneğim olduğu kadar ilmin gücünün referansıdır. Susalım mı bir kez daha düşler mezarlığında zemheri Nisan ayında. Sabır besleyenlere isyan fışkıracak zira yakında. Tüm hayaller pembe sonrası pişmanlıklar, yas, edilen ahların tonu siyahtır. Terazi dolunayı fena çarpar. Sebeplerini sıralayacağım makalemde. 15 Mayıs’a kadar ‘’Feinne me’al’usri yüsren’’

Dertlerimizi bertaraf edelim bir dudak mesafesi gülüş payesi ile 🙁 demesi kolay peki ya nasıl? Sitem etmeye mecalimiz dahi kalmadı bu enerjiler altında. Retro Satürn çok olumsuz çalışacak çünkü Ketu ile beraber, bir de Pluton. İnanın Yay seyrinde ki sürecin, son diliminin, ben bile bu kadar zorlayacağını tasvir edememiştim.

Bir düğüne gitmek gibi benim için AY evreleri. En şık giysilerimi giyip, kavalyemi (AY) koluma takıp sizlerin önünde arz-ı endam ettiğim zamanlar! Aşk benim için gökyüzü! Göğsünün merhametine sığındığım Yengeç halimle! İçimizde biriktirdiklerimiz, öfkemiz, sevgimiz, özlemlerimiz tetiklenir bazı zamanlarda. O duyguların ve o farkındalıkların digbala olduğu süreçlerdir dolunay ve yeniay fazları. İlişkiler de ve dünyevi değerlere verdiğimiz anlamlar ve karşılığında göremediğimiz değerler, görmek istediğimiz değerler, elimizden sabun gibi kayıp gidenler, verdiğimiz neticede alamadığımız tüm karşılıklar, gidenler, kalanlar, gönül toprağına gömdüklerimiz, zihnimizin uzuvları can bulurken, tüm dertler mabetlerinden hortlar gelir. Gelecektir tabii AY fazları anında gündem konuları evren ile bireyler arasında göbek bağı kurarken hala daha yazdıklarınız anlamıyorum diyen arkadaşlarımıza tek bir teknik terim kullanmadan insad eden duyguyu edebi anlamda sizlere sunduğumu hatırlatmak isterim.

Bu evrede sevgiye susayacağız. Doyumsuzluk hat safhada olacaktır. Sevgi ne idi, aşk ne idi? Dilden ”seni seviyorumlar” değil, onu çocuklar söylüyor birbirine,  seven sevdiğine değer verir, değer gösterir, ilgi gösterir, güven verir, bunu somut olarak görme arzumuz da pik yapacaktır. Kısacası kafaları yemeye hazır olun. Sevgiye bu kadar açken her AY fazında!

Unutulur mazi ”miş’li” geçmiş zamanları çok severim. Her ay sadece iki sefer yaşanan bu görsel şölen anında bir yanınızı hep eksik hissedersiniz. Dertler şimdilerde bazı doğum yılları ve bazı Yükselen ile Ay konumları için o kadar can sıkıcı ki! Yay, İkizler, Balık, Başak ve Boğa bireylerinin hissiyatı; Öylesine içimdesin ki kalbi dışarıda unutulmuş bir vücutsun artık! Durumudur. Ha bu iyidir, dibi görmek, yorulmalıyız belki, yormalıyız da, şöyle bir asfalta yapışmalıyız, her konu da dibi bulup, yüzeye çıkmalıyız sonra ki hissiyat ise şudur! ”Duvarlarım yosun tuttu, duvarlarım kaygan, duvarlarımı yükselttim sen ve senin gibiler aşamasın diye. Renklerim değişti bu yıl, Güneş artık içime doğmuyor! Dokunduğum her sana benzeyen değerde pis kokulu bir yalnızlık bulaşıyor ruhuma!” (Neler yazdım diye bakarken bu yazdıklarımın sadece kalbinize hitap ettiğini unutmayın!)

‘’Allah’ı güldürmek istiyorsanız plan yapın.’’

Musevi sözü Tevrat’dan alıntıdır ne güzel, ne anlamlı bir sözdür.

Eskisi olmayanın yenisi olmazmış. Kimse sütün içinden çıkma ak kaşık değil, ya da 15 yaşında ergenliğe geçmemiş çocuk saflığında hiç değil. Evet bu namı değer tablo bir çok bitişi tetikleyeceği gibi yeni başlangıçlara da start verecektir. Hepimizin aştığı dağlar, sahip olduğumuz tecrübe ile orantılı yaşadıklarımız, yaşanmışlıklarımızın boyutudur tüm kelamlarımız. Bazen acı, bazen şerbet tadındadır ve böyle dürüstçe olmayada devam edecektir.

Yine de her ne dersek hepsi dilimizden dökülen semaya ulaşan dua olsun….

Su ve Toprak grupları, sıra sizde, yani mutluluk sırası.

Tıklayıp koyu renkli satırları, hatırlayabilirsiniz bir evvel ki makaleyi…

Asıl senaryo Temmuz ve Ağustos, Kasım’a kadar sürecek. Jüpiter hediyesini koynunuza koymadan ayrılmaz semadan müsterih olun ve sıranızı bekleyin.

Hayat sizi kalbinizle imtihan ederse daima kaybedersiniz. 1. 5. 7. ev Dasa sürecinde olanların gönül köşkünde kuşlar cıvıldayacak zira. Sonuç mutlu son mu? Yaşayıp göreceksiniz…! Aşka giden yollar da pek mutluluk olduğunuda görmedim.

15 Mayıs’a kadar; İlişkiler anlamında en fazla etkilenecek burçlar Yay-İkizler-Aslan ve Kova eksenleridir. Retrolar eskiye şans veriyor. Düşün diyor, birinin eksikliği, bir diğerinin fazlalığı. Offff arada kalma durumları işte! Üzüntü ile gözyaşı dökecek olanlar ise Başak, Balık, Boğa, Akrep burçlarıdır.

Bir adam; Yüreğin tüm hücrelerinde bir boşluk hissediyor. Varlığını bildiği ve kabul edemediği o hissiyat vefa duygusu ile tanıştırsın dilerim onu. Acı yerleşmiş, maya tutmuş zümresinde. Acısını acıyla harmanlayan birilerinin haricinde sevgi ile kucaklayan bir başkası olmalı o adamın hayatında…Gökyüzüne her bakışında yaşanmışlığın masalını en gizli yerine sakladı. O masal bitti. Sayfaları açık kalmış, tek tek okunmuş her kitap gibi…Can kırığı mı cam kırığı mı? Vefasızlık duygusuyla baktığı her ayna da acaba utanma hissiyatını taşıyor mu? Yürek ambarına kimleri doldurdu? Düşlerinde olsun görmüyor mu sevdiklerini? Bunları sorgularken yaş düşüyor mu yanaklarına?

Bir kadın; Gece olduğunda insan nasıl örterse perdeleri, o kadın öyle büyük susku içerisinde. Gönlü bir yerlerde, bir mevsim takılı kaldı zihninde. O kadın uzun zamandır gururlu coşkuların yalnız kahramanı rolünü çok sevdi. Bir daha düşündü yıldızlı semayı seyir eylerken, dilinde ki sert sözcüklerden vazgeçti, teslim oldu kaderine, kaybetmeyi sindirdi içine, geçmişin yara berelerini zamana terk eyledi. Aşkın her bir harfini acılar biçimlendirir. Pembe hülyalı hayallerinde şefkat ararken gerçeklerle tanıştı. Kullanılmışlık hissiyatı onun duygularını ve bedenini buz kestirdi. Sevgiye ve insanlara dair tüm inancını kaybettiren gökyüzüne bir daha baktı…”Oysa her şey en başında ne kadar güzeldi…” diye düşündü…Durulmayı sonunda öğrenecek. Kırık kelimeler can buluyor bastığı bilgisayarın tuşlarında. Parçalanmış yüreği toparlandığında ağlarken alışkanlık haline gelen hıçkırığı geçecek mi? Bir mevsim ki kışı karşılarken bir öpüş bile kalmamış hatırında. Gönlü gururlu, yüreği dargın, dilinin ucunda geçip gidemeyen geçmiş, uykularında titreyen ve titreten düşler…Duygularıyla baş edemediği için bu kadın, özlüyor o adamı…

Bir çocuk; Gözlerinde ki mutluluk bakışları dilerim sonsuza dek devam eder…Telaş içinde hayatta yol alıyor. Hayallerini yüzdürüyor, istiyor ki hepsi olsun. Haberi yok ne annesinin sıkıntısından, ne babasının dertlerinden. Ruhu pespembe, büyüdüğünde rüzgarlarla, mevsimlerle, renklerle tanışacak. O çocuk büyüyecek! Onun hatırınadır bu adam ve bu kadının hayatla restleşmesi…

İnsan olan insana nasıl kıyar? Ya gökyüzü? İpler yukarıda ki ustanın elinde.! Hayrdan hayr, şerden yine hayr doğmasını temenni ederim. Tarih her zaman geçmişin tekrarıdır esasında. 30 Nisan 2019 tarihinde gökyüzünde karmanın efendisi 10 Ağustos 2019 tarihine kadar retro seyre geçecek.

Bahar meltemleri okşuyor yaralarımızı. Artık kan kaybından ölür müyüz? (mecazi anlamda) yoksa düşüncelerimizi dondururuz ya da hüzne sarılır, ruhumuzu hasta mı ederiz bilmem! Vaziyetler fena!

Nisan’ın ardı Mayıs!

Gözyaşı çocuklara yakışmıyor, hüzün ise kadınlara. Bir de Venüs Balık ardı Koç geçişi, sevgi adına sahiplenme hissiyatını lanse edebilir. Avare avare savrulan umutlar herkesin dilinde. Hayat bir öyle bir böyle. Arada sırada kapıyı aralayan mutluluk; Sokulsun diye hayatın ne penceresini, ne de kapısını kapatmıyoruz. Arada sırada sevgili; Sevdiğini hissettirse, ateş alsa tüm duygular, tenimizin unuttuğu tutkuyu sorgulasak. Arada sırada sevinçlerimiz olsa; Karnı aç bir çocuğu doyursak. Hayat diyorum arada sırada mucizeleri saklamasa düşlere…

Kalp sızlıyor. Duygu ile duygusuzluk arasında kalmaktan bahsediyorum. Yılın Satürn retrosu manidar. Kelamlar da acı acı dillendirilmeyen kırgınlıklar, yalancı sahneler de, sahte yüzlerle hep aynı oyun, o yüzlerin ardında ki gerçeği görebiliyorsanız eğer bu makale yormayacak sizleri. Anı ve acı dolu bir tablo! Ektiğimiz sevgi; Gönüllerin kurak topraklarında boy verseydi iyi olurdu da hasadı başka baharlara saklamayı öğreneli epeyce oldu. Belki başka başka yıldızlı semaların altında yine karşılaşacak ruhlar vardır.

Fakat biliniz ki para ve sermaye piyasalarında ki 9/8’lik ritim devam edecektir. Yaz aylarında önemli retrolar var. Sevgi, güzellik, bolluk, bereket getirsin diye temenni etsek de değil mi ki yaşıyoruz bu yıldızlı semanın altında elbet ucundan kıyısından hüzne de varız! Zira zihinlerinde ve anılarında hayal kırıklıkları barındıranların umutlarını beslemek ne zordur bilirim. Onların umutlarını da kalemim yazamaz zaten. Eli yıldıza değmişken o yıldızı kaybedenlerin. Gerçek sevgiyi, ruhunun diğer yarısını, sevgiliyi bulmuşken kadersel ayrılıkların insanın ruhunda ne hazin yara açtığını bilirim!

Diyorum ki; Bir yıldız düşsün gökyüzünden, milyonlar sizin olsun bana bir tanesi yeter! Gönüllere neşe, su gibi geçecek bahar ve yaz ayları diliyorum dilemecesine de dilemeyle olmuyor bilirsiniz. Adalet yerini bulsun! Herkes ruhunda taşır kalbinin rengini ve yine etrafına bulaştırır! Alemlerin Rabb’i idrak yetimizi çoğaltsın ki hasırın altından Mısır’ı, dostu, düşmanı, hain ve sahtekarları görmeye devam edelim!

Kimse anasının karnında doğduğu anda ki saflıkta değil! Ama bilerek kötülük yapmak ruhun tercihi bir ayrımdır! Vedik astroloji kötülüğü kabul etmez! Otomatikman sizin yerinize kozmik güçler cevap verir! Sonrası oluşan karma ise ömür boyu boynunuza yük, kalbinize nifak! Şayet kalbiniz varsa tabii. Dil de bir çok kelamın tekrarını yaşatır insana bu gökyüzü!Bizler o tekrarı yaşarken gözlerimiz yaşlı, kanayan yaralı, ellerimizde düşler, umut dergahında bir nöbetten diğerine seyyah oluruz…Dil de bir çok kelamın tekrarıdır ruhun yolculuğu. O kelamlar bazen huzur olur yansır yaşama, bazen hüzün olur yağar üzerimize!

Elveda kelamlarını çağırıyor bir kadın! Günler uzayıp, iç sızısı göğsüne baskı yaptıkça, kekre diliyle elvedayı çağırıyor, hayatın kıyılarında! Her kayboluş masalında yalnızlığına tutunurken, aşkı söndürüyor ruhunda! Bir düşün yolculuğunda derinlerine işleyen hatıraları uyanıyor! Yalnızca kendi hayatını oynadığı, insanlardan medet ummayı unutan o kadın acının tesbihini çekiyor!

Bir adam; İçinde kopan fırtınanın fırlattığı dallar arasında bu ömür hapishanesinde biraz mahcup, biraz dargın, bir an üşümüş, bir an suskun, yokluk ile varlık arasında ağlamak zor gelse de karakterine müebbet yemiş bir kere! Bir aşk anlamını bulmak isterken, başka bir aşkın dikenleri batıyor ellerine!

Sızılar biriktiriyor bir çocuk; Gülü, dikeni ve bülbülü tanıdı küçük yaşında. Sorular, ünlemler ve virgüller ile ona bunu yapanların hayatına sürdüğü hüzünle tanıştı..

Ve eğdi boynunu sükunetle! Annesi dedi ki o çocuğa; Hayat böyle, büyüdükçe öğreneceksin! Ben sana öğreteceğim! Kötü tarafta değil, iyi tarafta olmayı!

Büyük bir coğrafyadır esasında aşk…

Kimi gökyüzünü avuçlar, kimi sıcağı, kimi soğuğu, kimi coşkulu, kimi kederli, kimi özgür, kimi tutsak…Bir adam, bir kadın ve bir çocuk o bedeli ödeyecekler!

Ne demişti şair; “Benim köpek yalnızlığım.”

Ağır bedel ödetir yaşamak!

Satürn dönerken…

Hürmetler

AYŞEN TOK

error: Content is protected !!